12 Eylül’e birlikte tekçi zihniyetin hayata geçirdikleri(24 Ocak) saldırı kararları ile gerçek sendikaların kapatıldığı iÅŸbirlikçi sendikacılığın öne çıkarıldığı neredeyse özeleÅŸtirilmeyen bir yerin kalmadığı bunun sonucu milyonlarca iÅŸçinin kapı dışına konulduÄŸu bir süreci yaÅŸadık yaşıyoruz.
Ülkemizde çalışan 24 milyon insanın yarısının kayıt dışı(aslında devletin kayıtlarında mevcut)çalıştırılmakta. DiÄŸer yarısının büyük bir çoÄŸunluÄŸu asgari ücretle çalışmakta karıncaların iÅŸi olduÄŸu bir dünyada milyonlarca insan aç ve iÅŸsiz olarak yaÅŸamaktadır.
Tarım alanında milyonlarca insanın güvencesiz ve saÄŸlıksız ÅŸartlarda çalıştığı, topraksız yüz binlerce köylülerin, gezginci iÅŸçi statüsünde saÄŸlıksız ulaşım ÅŸartları sonucu, yolarda trafik kazalarında yüzlerce iÅŸçi hayatını kaybetmekte, saÄŸlıksız barınma koÅŸuları birçok hastalığa davetiye çıkarılmakta, yerleÅŸim alanları dışında konumlandıkları için her turlu iletiÅŸim ve görsel haklardan mahrum bir yaÅŸamı sürdürmekte. Ücretleri (elçi çavuÅŸ dayı başı ve simsarlar aracılığıyla pazarlandığı bir süreci yaşıyoruz.
Okuması gereken ve zorunlu hayat ÅŸartlarından dolayı okumayan ve ucuz iÅŸ gücü olarak deÄŸerlendirilen milyonlarca çocuklarımız. Boyacı simitçi, iÅŸportacı dokumacı, tekstil iÅŸçisi vb. gibi yaÅŸamın en zor alanlarında karşımıza çıkmakta. İş saÄŸlığından ve iÅŸ güvencesinden yoksun birkaç kuruÅŸ(karnını doyurmayacak)parayla çalıştırılmakta. Yeni çıkan eÄŸitim yasasıyla dehada istismara açık hale getirilecektir.
Milyonlarca insanımız inÅŸaatlarda her turlu güvenceden yoksun gündelikli iÅŸçi olarak çalışmakta her gün bir yerlerde inÅŸaattan düÅŸme elektrik çarpması, çadır yanması vb gibi güvenlik tedbirlerinin alınmaması sonucu ölmekte sosyal güvenceden yoksun kendi kaderine terk edilmektedir. Tersanelerde organize sanayi bölgelerinde deri fabrikalarında her türlü hayati risklerle beraber çalışmaya devam etmekte.
EmeÄŸi görülmeyen evde bakıcı, hizmetçi, tarlada ırgat olarak çalışan ve emeÄŸin karşılığı alamayan ev kadınlarımız. Her gün ÅŸiddete maruz kalan namus cinayetine kurban giden yoksunluktan ve yoksuzluktan dolayı intihar eden kapitalist üretim alanında yedek iÅŸ gücü olarak bekletilen ve sömürülen kadınlarımız her türlü hak gasplarına ve açlığa mahkûm edilmekte.
En fazla saldırıya maruz kalan ve rant alanına dönüÅŸtürülen kamusal alanın büyük bir bölümü özeleÅŸtirildi. emeklilik yaşının 65’e genel saÄŸlık sigortası ile ilave haraç sisteminin getirilmesi katkı payları tebliÄŸleri tam gün yasası aile hekimliÄŸi pilot yasası 663 sayılı kanun hükmündeki kararnamelerle çalışma alanını tarumar edildiÄŸi bir süreci yaşıyoruz.
TaÅŸeron sistemi çalışma sisteminin her alanında etkin kılınmaya çalışıldı. Çalışanların büyük bir bölümü ihale yoluyla güvencesiz çalıştırılmaya baÅŸlandı. Devletin oklularında okul aile birliÄŸi üzerinden binlerce iÅŸçi kaçak olarak çalıştırılmakta. özel saÄŸlık kuruluÅŸlarında çalışan 100 binlerce saÄŸlık çalışanı her türlü iÅŸ güvencesinden iÅŸ güvenliÄŸinden yoksun uzun süreli çalışmak zorunda. Özel dershanelerde öÄŸretmen ve çalışanların hiç bir güvencesinin olmadığı bir ortamda çalıştırılmaktadır. Önümüzdeki süreçte hükümetin programında yer alan kıdem tazminatı, yeni esnek çalışma biçimleri, bölgesel asgari ücret, uzaktan çalışma özel istihdam (kölelik)büroları yaÅŸama geçirilmeye çalışılacaktır.
Bütün bu saldırılar gerçekleÅŸirken sendikalarımız ne yapıyor. Adına sendika dedikleri (emek simsarları)iÅŸbirlikçi sendikalar yapılan bütün saldırıları reform olarak deÄŸerlendirilmekte, sırtlarını iktidara dayamakta iktidarın gücünden yararlanarak sendika yasalarını yeniden kendilerine göre biçimlendirmekte. İktidarın gücünü, bürokrasinin, medyanın, zor aygıtının desteÄŸini arkasına alarak, milliyetçilik rüzgârıyla din bezirgânlığıyla tarikatların desteÄŸiyle çalışanların büyük kesimini etrafına toplamakta emekçilerin kendi kuyusunu kazar gibi çalışma yaÅŸamını arkadan hançerlemektedir. Bu emek simsarlarına verilen bir görevdir. Kendine ve emeÄŸine karşı yabancılaÅŸan kesimleri etrafında toplayarak görevini baÅŸarıyla yürütüyorlar.
Doksanlı yılarda örgütlenen ve gücünü fiili ve meÅŸru mücadelesinden alan kamu emekçileri kısa sure içinde sayıları yüz binlerle ifade edilecek kamu çalışanları devlet memurluÄŸu kimliÄŸinden asıl emek kimliÄŸine geçerek mücadeledeki yerini aldılar.gerek alan mücadeleleriyle gerek iÅŸ bırakma eylemleriyle hukuksal mücadeleleriyle bir çok kazanımın altına imza atılar.
Sistem tarafından geliÅŸtirilen 4688 sayılı sahte sendika yasasına karşı ilk baÅŸlarda doÄŸru duruÅŸ sergilense de yasalaÅŸan sendika yasıyla birlikte fiili ve meÅŸru mücadeleden vaz geçerek tüzüÄŸümüzü resmiyet zemine çekerek mücadeleyi yasal çerçeveye indirgedik. resmi çerçeveye hapsedilen bir mücadelenin milliyetçiliÄŸe din bezirganlığına küresel sermayeye karşı kısacası sistemin bütünlüklü sadırlılarına karşı durması mümkün deÄŸildi. Gelinen aÅŸamada bürokratik iÅŸleyiÅŸin hakim olduÄŸu mücadelenin telefon ve faks zincirinin içine hapsedildiÄŸi 3’cu konfederasyon olarak yolumuza devam etmekteyiz.
Biz çalışanların birliÄŸini saÄŸlamak adına yılarca emek simsarlığı yapanları, emekçileri arkadan hançerleyenleri,yılarca savaÅŸ çığırtkanlığı yapanları,ÅŸovenizmi körükleyenleri büyük badeler ödeyerek taksim meydanına çıkan iÅŸçilerin karşısına çıkararak çalışanların birliÄŸini saÄŸlayamayız.biz mücadeleyi belirli günlere sığdırarak kim nerede ne kadar kitleyi alana çıkaracak hesabı yaparak alana çıkarılacak kitle üzerinden kendimize pay çıkararak çalışanların birliÄŸini saÄŸlayamayız.hele geliÅŸen küresel saldırılara karşı hiç duramayız.biz sendikalarımızı siyasal anlayışlarımızın arka bahçesi yaparak da sürece cevap olmayız.
Biz emek mücadelesini geliÅŸtirmek istiyorsak sistemin aramıza koyduÄŸu bütün bentleri kaldırmamız ve emek mücadelesi doÄŸru bir zemin üzerine oturtarak taÅŸeronundan özel sektöre kadar bütün çalışanları birlikte örgütleyecek fiili ve meÅŸru temelde bir emek mücadelesini geliÅŸtirmekten geçiyor.
Fiili ve meÅŸru temelde geliÅŸtireceÄŸimiz emek mücadelemizi tabandan tavana doÄŸru bir mücadele pratiÄŸini geliÅŸtirmemiz ve yerelde inisiyatifi ele almamızı gerektiriyor.mücadele ve dayanışmayı belirli günlere deÄŸil yılın 365 gününe sığdırmamız gerekiyor.tüketim toplumundan paylaşım toplumuna geçmek gerekiyor.ilk baÅŸta kendimizi örgütlememiz, kapitalizmin bulaşıklarına karşı nefsimizi terbiye etmemiz sonra çevremizi, iÅŸyerimizi.iÅŸ kolumuzu örgütleyerek surece dahil olmamız gerekiyor.yazımızın başında belirttiÄŸimiz gibi saldırıların planlı ve bütünlüklü olduÄŸunu buna karşı bizimde mücadelemizi bütünlük içinde yürütmemiz,emek mücadelemizi toplumsal mücadeleye çevirerek sürece cevap olabiliriz.
Hiç kimseden bir ÅŸey istemeyeceÄŸiz. Toplumun bütün maÄŸdurlarıyla ortaklaÅŸacağız. iÅŸçisi,emekçisi çevrecisi köylüsü iÅŸsizi kadını gençliÄŸi demokratik toplumun bütün birleÅŸenleri örgütleyerek yerelden baÅŸlayarak sorunlarımıza çözüm bulacağız.üzerimize düÅŸenleri yerine getirdiÄŸimizde en yüce deÄŸer olan emeÄŸin ortak siyasi iradesini de açığa çıkaracağız.iÅŸte o zaman demokratik siyasetin önüne konulan bütün o barajlar ortadan kalkacak toplumun büyük çoÄŸunluÄŸu oluÅŸturan demokratik toplum bileÅŸenleri hedefine ulaÅŸacak .bu kutsal topraklar üzerinde özgür ve insanca bir yaÅŸam hakim kılınacak.
2012 1 MAYISINDN BAÅžLAYARAK DÜÅžÜNDÜKLERİMİZİ PRATİĞE GEÇİRME DİLEĞİYLE